9 Şubat 2010 Salı
İnsanlar bana duymak istemediklerimi söyledikleri için onlara kızayım, sonra da insanlara duymak istediklerini söylemek zorunda kaldığımda yine kızayım. Oh ne ala memleket! Var mı benim kadar üstün zekalısı? 3-4 günlük über-salak-kasabalı-kız modumdan sonra yeniden kendim olmaktayım, çok şükür! Hormonlara lanet okumamak imkansız!
24 Ocak 2010 Pazar
Sinirliyim! Ne güzel di mi?
Tırnaklarımı geçirip iğrenç sesler çıkartarak yırtmak istiyorum herşeyi duvarları.
Sinirim öfkeye dönüşüyor. Kendime yönelik öfke, her zamanki gibi.
Ama inadım inat, tüm hırsımı grafiklerden çıkarmaya çalışıyorum. Öfke enrjimi iş gücüne çevirmeye debeleniyorum. Halbuki çeyrek var kendimi yatağa atıp gözlerimi sım sıkı yumarak kaybolma denemelerime...
Tırnaklarımı geçirip iğrenç sesler çıkartarak yırtmak istiyorum herşeyi duvarları.
Sinirim öfkeye dönüşüyor. Kendime yönelik öfke, her zamanki gibi.
Ama inadım inat, tüm hırsımı grafiklerden çıkarmaya çalışıyorum. Öfke enrjimi iş gücüne çevirmeye debeleniyorum. Halbuki çeyrek var kendimi yatağa atıp gözlerimi sım sıkı yumarak kaybolma denemelerime...
9 Ocak 2010 Cumartesi
"Taş, başlangıçta katı değildir. Fakat taş öğrenir. Ve taş, işte taş olmayı, böyle tutulup kırılarak öğrenir."
Çok katı olduğumu iddia ediyor kimi zaman insanlar, çok sert çıkışlarım olduğunu. Durup dururken hem de. Peki neden diye sormak nasıl oluyor da akıllarına gelmiyor? Hiç mi kimya bilmezler? Tabii ya, herkes benim gibi kimya dersini kimya laboratuvarında, fizik dersini fizik laboratuvarında görmedi ya okulda. Herkesi kendim gibi sanmak ne büyük hata. Herkes bilmez fizik laboratuvarı ile kimya laboratuvarının renklerini. Bense sanıyorum ki herkes bilir titrasyon nedir. Sanıyorum ki anlarlar, damla damla dolduğu belli olmadan bir anda renk değiştiren kimyasallar gibi olduğumu. Son damlada artık tam katı olmaya karar verişim şaşırtır insanları, ne komik. Bilmezler ki hiçbirşey bir anda olmaz. Düşünmezler ki bunun mutlaka bir geçmişi vardır. Sırf filler değildir geçmişi aklında tutan. Gönül de unutmaz kolay kolay geçmişi, hele ki üzerinde canını acıtan yaralar varsa geçmişten kalan.
Ben fil değilim, taşım sadece, taş oluyorum her gün biraz daha...ama ne zaman fark edilecek kim bilir.
Çok katı olduğumu iddia ediyor kimi zaman insanlar, çok sert çıkışlarım olduğunu. Durup dururken hem de. Peki neden diye sormak nasıl oluyor da akıllarına gelmiyor? Hiç mi kimya bilmezler? Tabii ya, herkes benim gibi kimya dersini kimya laboratuvarında, fizik dersini fizik laboratuvarında görmedi ya okulda. Herkesi kendim gibi sanmak ne büyük hata. Herkes bilmez fizik laboratuvarı ile kimya laboratuvarının renklerini. Bense sanıyorum ki herkes bilir titrasyon nedir. Sanıyorum ki anlarlar, damla damla dolduğu belli olmadan bir anda renk değiştiren kimyasallar gibi olduğumu. Son damlada artık tam katı olmaya karar verişim şaşırtır insanları, ne komik. Bilmezler ki hiçbirşey bir anda olmaz. Düşünmezler ki bunun mutlaka bir geçmişi vardır. Sırf filler değildir geçmişi aklında tutan. Gönül de unutmaz kolay kolay geçmişi, hele ki üzerinde canını acıtan yaralar varsa geçmişten kalan.
Ben fil değilim, taşım sadece, taş oluyorum her gün biraz daha...ama ne zaman fark edilecek kim bilir.
23 Ekim 2009 Cuma
salça kimyon peynir
Evdeki domates salçası aklıma geldikçe heycanlanıyorum. Hey gidi yarım ekmek arasına beyaz peynir, salça ve kimyon koyup yediğim günler, heeey!
14 Ağustos 2009 Cuma
Sven
Teee bi zamanlar oynadığım bi oyundu; o zamanlar disketle veriyoduk birbirimize oyunları; disketim verdiğim salak insan geri vermeyince pc'ye format atıldıktan sonra bi daha bulamamıştım bu oyunu. Aslında adını bilemediğim için bulamamıştım. Neyse şimdi buldum ama bu defa da notebookum oyunu çalıştırmayı reddiyo, nedenini bilemedim. Peeeh....
Yine de siz seversiniz belki: Sven; kara koyun oyunu...
Yine de siz seversiniz belki: Sven; kara koyun oyunu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)