13 Mart 2013 Çarşamba

olursa

Sanırım ben burayı böyle deli deli kullanırken adamlar Twitter'ı çıkardı ve artık gereksiz kaldı burası. Olsun, ben yine de seviyorum. Ve belki arada sırada yazarım buraya, kime ne? Muhtemelen yazacaklarım tekrar tekrar "aa burayı unutmuşum, belki yazarım bi ara, durmaya devam etsin" benzeri şeyler olacak ama olsun. Olursa olsun. Olsun...

5 Ocak 2011 Çarşamba

11 ay olmuş sesi soluğu kesip sormamışım, soramamışım... Neden?

cunku seni ozluyorum...

Sor sorabildiğin kadar

hey how did u survive the holidays. got a a new years resolution?

nope I couldn't find any way to go anywhere. No CSers, no effordable B&Bs.. We were at home, it was insane!

Sor sorabildiğin kadar

3 Ocak 2011 Pazartesi

bana mesleğinle ilgili biraz bilgi verirmisin? Önerir misin? Nasıl biri seçmeli falan fişman işte.Ciddi ciddi ilgimi çekmeye başladı da :)

önerebilmem için senin kim olduğunu bilmem gerek önce. Güzelliklerinden çok sıkıntılarını anlatayım öncelikle:
- akademisyenlik harici birşey yapmayı düşünüyorsan bu bölümden mezun olduktan sonra, zaten gözüme gözükme git dersanelerde öğretmen falan ol.
- akademik hayatın istisnasız her köşesi yalakalık ve karaktersizliklerle dolu. ya bunlardan biri olursun ve kolayca biryerlere gelirsin ya da hayvanlar gibi çalışır konunun uzmanı olursun ve dişinle tırnağınla debelene debelen bir yere gelirsin. Ben ikincisinden olup bir de üstüne millete kafa tuttuğum için epeyce süründüm. Süründüm ama sonuçlar istediğim gibi oldu, ayılara dayı dememenin verdiği gururla, istediğim bir yerde yaşıyor ve çalışıyorum.
- neyse daha fazla insani özelliklerin zorluklarından bahsetmiyim de bir şekilde şartları uydurup teleskoplardan gözlem zamanı falan alabildiğini varsayayım. Harbici soğuklarda gözlem yapacaksın demektir. Güneş'in doğuşunu izleyeceksin defalarca. Matematik ve fizik bilgin ne kadar fazla ise o kadar fazla keyif alacaksın yaptığın işten. Gerisi, seçtiğin alt dala bağlı. Güneş üzerine çalışacaksan belki yeni gözlemler seni fazla heycanlandırmayacak ama manyetohidrodinamik modelleri kurcalamak mutlu edecek seni. Radyo astronomi çalışacaksan belki Türkiye'dekilere katılacaksın belki basıp gideceksin Almanya'ya 100m'lik radyo teleskopla gözlem yapacak, bir tuşa basmanla hareket eden devasa şeyden ürkeceksin. X-ışın astronomisi çalışacaksan bi dolu bilgisayar programı öğrenecek, aynı şeyin çeşit çeşit analizini yapacak ve belki de kendi analiz programını yazacaksın.
Okudun mu buraya kadarını? Daha da anlatayım mı? =)

Sor sorabildiğin kadar

1 Haziran 2010 Salı

bu kadar anlamsız sayılarla ne tezi çıkacak bakalım sonuçta.

ağlasam hizaya girerler mi acaba?
bazı kimseler var ki hayatımdan çıkması benim elimde değil. onların ve beraberlerindekilerin hayatımın sonuna kadar her an karşıma çıkacağı endişesiyle yaşayacağımı fark ettim az önce... diğer yandan da hayatımdan çıkıp gitmiş, sokmak için ne yapsam nafile insanları hatırladım... yutkunmak zorlaşıyor böyle zamanlarda...
insanların nasıl olup da facebook'ta haracayacak bu kadar çok vakti olduğunu anlayamıyorum... ya acınası derecede işsiz ve asosyaller ya da ?
evet bir de burası vardı di mi? witchieofstars'ın adabını bozmak istemediğim mini yazılarım için vardı hem de. yani tam da şimdi yapmak istediğim şey için!

12 Şubat 2010 Cuma

formspring.me

Neden sürekli geçmişe özlem duyuyoruz? Ya da sana böyle birşey oluyor mu?

"Bir gemiye binip geriye dönemiyoruz ne yazık ki. Döndüğümüzde bulduğumuz şey bıraktığımızdan bambaşka. Bu yüzden ileri bakmak gerek sadece; hele ki elindeki yitirdiğinden daha iyi değilse!" diye not düşmüşüm bi taraflara 2010'un ilk ayında bir gün...

Elimizdeki eğer eskiyi aratmayacak kadar nitelikli değilse o zaman eskiyi arıyoruz. Bir de şu var; yaraların iyileştiğinde hatırladığımız hikâye hâlâ güzelse, yaraları unutuyoruz sanki o zamanlar hiç canımız acımamış gibi.

Özet cevap istersen: salaklığımızdan / evet

Sor sorabildiğin kadar

11 Şubat 2010 Perşembe

happy & drunk!

When was the last time these two were together?
 Who cares!
 I LIKE this!

Being so much drunken not to care ANYthing! 

9 Şubat 2010 Salı

İnsanlar bana duymak istemediklerimi söyledikleri için onlara kızayım, sonra da insanlara duymak istediklerini söylemek zorunda kaldığımda yine kızayım. Oh ne ala memleket! Var mı benim kadar üstün zekalısı? 3-4 günlük über-salak-kasabalı-kız modumdan sonra yeniden kendim olmaktayım, çok şükür! Hormonlara lanet okumamak imkansız!

24 Ocak 2010 Pazar

Sinirliyim! Ne güzel di mi?
Tırnaklarımı geçirip iğrenç sesler çıkartarak yırtmak istiyorum herşeyi duvarları.
Sinirim öfkeye dönüşüyor. Kendime yönelik öfke, her zamanki gibi.
Ama inadım inat, tüm hırsımı grafiklerden çıkarmaya çalışıyorum. Öfke enrjimi iş gücüne çevirmeye debeleniyorum. Halbuki çeyrek var kendimi yatağa atıp gözlerimi sım sıkı yumarak kaybolma denemelerime...

9 Ocak 2010 Cumartesi

"Taş, başlangıçta katı değildir. Fakat taş öğrenir. Ve taş, işte taş olmayı, böyle tutulup kırılarak öğrenir."

Çok katı olduğumu iddia ediyor kimi zaman insanlar, çok sert çıkışlarım olduğunu. Durup dururken hem de. Peki neden diye sormak nasıl oluyor da akıllarına gelmiyor? Hiç mi kimya bilmezler? Tabii ya, herkes benim gibi kimya dersini kimya laboratuvarında, fizik dersini fizik laboratuvarında görmedi ya okulda. Herkesi kendim gibi sanmak ne büyük hata. Herkes bilmez  fizik laboratuvarı ile kimya laboratuvarının renklerini. Bense sanıyorum ki herkes bilir titrasyon nedir. Sanıyorum ki anlarlar, damla damla dolduğu belli olmadan bir anda renk değiştiren kimyasallar gibi olduğumu. Son damlada artık tam katı olmaya karar verişim şaşırtır insanları, ne komik. Bilmezler ki hiçbirşey bir anda olmaz. Düşünmezler ki bunun mutlaka bir geçmişi vardır. Sırf filler değildir geçmişi aklında tutan. Gönül de unutmaz kolay kolay geçmişi, hele ki üzerinde canını acıtan yaralar varsa geçmişten kalan. 


Ben fil değilim, taşım sadece, taş oluyorum her gün biraz daha...ama ne zaman fark edilecek kim bilir.

23 Ekim 2009 Cuma

salça kimyon peynir

Evdeki domates salçası aklıma geldikçe heycanlanıyorum. Hey gidi yarım ekmek arasına beyaz peynir, salça ve kimyon koyup yediğim günler, heeey!

14 Ağustos 2009 Cuma

Sven

Teee bi zamanlar oynadığım bi oyundu; o zamanlar disketle veriyoduk birbirimize oyunları; disketim verdiğim salak insan geri vermeyince pc'ye format atıldıktan sonra bi daha bulamamıştım bu oyunu. Aslında adını bilemediğim için bulamamıştım. Neyse şimdi buldum ama bu defa da notebookum oyunu çalıştırmayı reddiyo, nedenini bilemedim. Peeeh....
Yine de siz seversiniz belki: Sven; kara koyun oyunu...

20 Haziran 2009 Cumartesi

Aşk Tutulması

"Aşk tutulması" izledik Bonn'da. Romatik komedi türü bir Türk filmi imiş. İyi olduğu söylenemez ama yine de güldürdü bizi.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Mamma Mia

Mamma Mia izledik ama ben uyudum. Yine de güzel bi müzikal olduğunu görecek kadar açık tutabildim gözlerimi. İlk fırsatta izlemeliyim!

26 Mayıs 2009 Salı

DM

Definitely, Maybe izledik.
Güzel film. Anası babası boşandığı için olay yaratan bebelere izlettirilmeli.

filim :P

chronicles of narnia, the lion, the witch and the wardrobe izledik...

16 Nisan 2009 Perşembe

canımın çektikleri

lazanya olsa da yesek...