daraldım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
daraldım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2009 Cuma

böyk

içim daralıyooooo! 20 günüm vardı, bugünü boşa harcadım kaldı 19 gün. Pöfff!

17 Şubat 2009 Salı

No Girl!

İçimdeki herşey bi minicik noktaya çekiliyo sanki ve korkarım ki yakında jetler fışkıracak.

Sezen çok güzel demiş yahu, "yürek koca bi karadelik" vallahi öyle! Ama bu sefer karadelik yüreğimde değil de çok şükür; içimde bi yerlerde işte nerde olduğunu ben de bilmiyorum ama çok daralıyor içim. Sebebi de hiç ama hiç havaalanı yollarına düşmek istememem, ama söz vermiş olmam, bi de mantığını anlamasam da "bana ihtiyacı var galiba" diye düşünmem. Ha sonunda elini kolunu sallaya sallaya, güle oynaya gelen bi kız çıkacak ama en azından içim rahat edecek o ayrı.

Yes Man'e alternatif birisi benim için No Girl filmi çeksin lütfen, mümkün mü? İnsanları kırmamak için çektiğim eziyetleri bi ben biliyorum vallahi yeter artık.

18 Ocak 2009 Pazar

anababa ebevyn parents her ne zıkkımsa o işte

Birazdan patlıycam sanırım!

İçim daralıyo. Hapsedilmiş gibi hissediyorum kendimi. Ama dışarı çıkmak da istemiyorum. Rezalet bi soğuk var çünkü! Ve ben artık üşümekten yoruldum resmen. Arkadaşım anababasını aradı (bu ne yaa ana-baba, parents işte, ebevyn de denilmiyo, grrrr!) arabayla gelip bunu alacaklarmış sonra bu babasından arabayı alıp fotoğraf çekmeye gidecekmiş ben de onlarla gidecekmişim. Ya insanlar ingilizce bilmiyor, ben de almanca konuşamıyorum o salak bebenin yanında çünkü gülüp duruyo, salak işte. İstemiyorum gitmek, kimseyi görmek falan istemiyorum. Kimseye antipatik şekilde gözlerimi dikip öküz gibi bakmak istemiyorum, tanımadığı ben hakkında sırf konuşamıyorum diye yargılarda bulunmasını istemiyorum o koca popoplu annesinin, istemiyorum işte yaa! Ama istemiyorum diyince, çocukluk etme onlar da insan seni yemezler merak etme, diyo. Evet yemezler ama ben geberiyorum ölüyorum stresten yaa, istemiyorum işte!

9 Aralık 2008 Salı

Sünger

sünger gibi hissediyorum kendimi. banyo süngeri gibi değil, hala denizin dibinde yaşamakta olan sünger gibi. Hani dalarsın derinlere de saçların slowmotion hareket eder ya denizin içinde, gözlerini açtığında görürsün bişyler ama hep fludur ya, nefesini tutarsın ama azcık hızlı hareket ettin mi kalbin hızlı çarpar ya nefesin yetmeyecekmiş gibi. Öyle işte. Reçelli ekmeğimi yemeyi bile unutmuşum, öyle...

3 Aralık 2008 Çarşamba

şeytan diyo ki!

içim daraldı: uçak, bilet, tarih, aktarma, plan, program, kayseri, istanbul, seminer, toplantı, fındık, fıstık...

semineri vermek zorunda olmasan gitmek istediğimden bile emin değilim şu anda. İstediğim için, beni mutlu edeceği için yapacağım şey yük oldu bi anda sırtıma.

Kendimi çalışma masasının çekmecelerinden birine koymak istiyorum iyice katlayıp katlayıp.

Yine herkesi birden nasıl mutlu ederim dertler geldi bindi tepeme. Herkes kendisi ile ilgilenilmesini istiyor, neden, beni sevdikleri için. Bırakın da ben hepinizle elimden geldiği gibi ilgileneyim, nedir bu baskı? Bunu kime söylesen, "Ay haklısın gerçekten, gel biz seninle bilmem ne yapalım" diyo, şaka gibi! ya da "ay bende miii?" ay evet, sen deee! diyemiyorum tabii. Dememem gerek. Heyheylerim geliyo böyle ama sonra çok özlüyorum tabii o ayrı. Ama hiç yaşama alanı bırakmıyorlar ki... Of allahım of!